Futbolun en temel kurallarından biri basit ama etkili: En iyi idman maçtır. Ancak, Süper Lig’in temposu düşük olduğu için Türk takımları Avrupa sahnesinde adeta duvara çarpıyor. Alışık olmadıkları yüksek tempoya, fiziksel mücadeleye ve hızlı geçiş oyununa ayak uyduramıyorlar. Peki, sorun sadece oyuncularda mı? Yoksa Süper Lig’in temposuz, durağan yapısı, bu başarısızlığın en büyük sebeplerinden biri mi?
Haber Giriş Tarihi: 13.03.2025 10:48
Haber Güncellenme Tarihi: 13.03.2025 10:50
Kaynak:
Haber Merkezi
objektifgundem.com
SÜPER LİG’DE OYUN NEDEN BU KADAR DURUYOR?
Avrupa’nın beş büyük liginde topun oyunda kalma süresi 53 ila 56 dakika arasında değişirken, Süper Lig’de bu süre 51 dakika 53 saniye. Yani, maç süresi 90 dakika olsa da top ancak 51 dakika gerçek anlamda oynanıyor. Fauller, sakatlıklar, vakit geçirmeler derken maçın büyük bir kısmı boşa gidiyor. Bu düşük tempo, oyuncuların fiziksel dayanıklılığını artırmasını da engelliyor.
Hakem düdükleri de önemli bir faktör. Süper Lig’de maç başına ortalama 25 faul çalınıyor. Bu rakam Premier League’de 21, Bundesliga’da 23. Yani Avrupa’da oyun daha akıcı, oyuncular daha sert müdahalelere alışkın ve mücadele gücü daha yüksek. Ancak bizde en ufak temas düdükle kesiliyor. Fiziksel mücadeleye alışkın olmayan oyuncular, Avrupa’da temaslı oyuna maruz kalınca çabuk düşüyor.
ÇÖZÜM YABANCI HAKEM Mİ?
Bazıları çözüm olarak yabancı hakem öneriyor. Belki hakem yönetimi açısından katkı sağlayabilir ama tek başına yeterli değil. Asıl mesele, hakemlerin oyunun akmasını sağlaması ve her temasta düdük çalmaktan vazgeçmesi.
Süper Lig’de daha az düdük, daha fazla tempo anlamına gelir. Oyuncular, mücadeleye alışır, fiziksel dayanıklılık kazanır. Avrupa’da güçlü rakiplerle karşılaştıklarında da yıkılmadan ayakta kalabilirler. Bugün baktığımızda, Premier League’in en büyük farkı sadece yetenek değil, aynı zamanda fiziksel mücadeleye dayalı yüksek temposudur. Biz de oyunu hızlandırmazsak, Avrupa’da başarılı olmak hayal olur.
FENERBAHÇE, RANGERS KARŞISINDA NE YAPACAK?
Bu gerçekleri konuşurken, bugün Fenerbahçe’nin Rangers deplasmanında nasıl bir oyun sergileyeceği merak konusu. Rangers, fiziksel güce dayalı oyunu ve yüksek temposuyla tanınan bir takım. Süper Lig’de alışık olunan yavaş oyunu burada sürdürmek mümkün değil. Eğer Fenerbahçe bu tempoya uyum sağlayamazsa, sahada zor anlar yaşayabilir. Ancak, tempoya ayak uydurabilir ve fiziksel oyunda ayakta kalabilirse, Türkiye’nin Avrupa’daki makûs talihini kıran bir adım atabilir.
SONUÇ: KENDİ LİGİMİZDE TEMPO YÜKSELMEZSE AVRUPA’DA BAŞARI ZOR
Türk futbolunun Avrupa’da rekabet edebilmesi için en büyük değişim Süper Lig’de başlamalı. Hakemlerin oyunu durdurma alışkanlığı azalmalı, oyuncular fiziksel mücadeleye alışmalı ve tempo yükselmeli. Yoksa, her yıl Avrupa’ya umutla çıkıp, hayal kırıklığıyla dönmeye devam ederiz. Çünkü düşük tempolu ligde yetişen futbolcular, yüksek tempolu Avrupa sahnesinde hep bir adım geride kalacaktır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
SÜPER LİG’DE TEMPO YOK, AVRUPA’DA BAŞARI DA YOK
Futbolun en temel kurallarından biri basit ama etkili: En iyi idman maçtır. Ancak, Süper Lig’in temposu düşük olduğu için Türk takımları Avrupa sahnesinde adeta duvara çarpıyor. Alışık olmadıkları yüksek tempoya, fiziksel mücadeleye ve hızlı geçiş oyununa ayak uyduramıyorlar. Peki, sorun sadece oyuncularda mı? Yoksa Süper Lig’in temposuz, durağan yapısı, bu başarısızlığın en büyük sebeplerinden biri mi?
SÜPER LİG’DE OYUN NEDEN BU KADAR DURUYOR?
Avrupa’nın beş büyük liginde topun oyunda kalma süresi 53 ila 56 dakika arasında değişirken, Süper Lig’de bu süre 51 dakika 53 saniye. Yani, maç süresi 90 dakika olsa da top ancak 51 dakika gerçek anlamda oynanıyor. Fauller, sakatlıklar, vakit geçirmeler derken maçın büyük bir kısmı boşa gidiyor. Bu düşük tempo, oyuncuların fiziksel dayanıklılığını artırmasını da engelliyor.
Hakem düdükleri de önemli bir faktör. Süper Lig’de maç başına ortalama 25 faul çalınıyor. Bu rakam Premier League’de 21, Bundesliga’da 23. Yani Avrupa’da oyun daha akıcı, oyuncular daha sert müdahalelere alışkın ve mücadele gücü daha yüksek. Ancak bizde en ufak temas düdükle kesiliyor. Fiziksel mücadeleye alışkın olmayan oyuncular, Avrupa’da temaslı oyuna maruz kalınca çabuk düşüyor.
ÇÖZÜM YABANCI HAKEM Mİ?
Bazıları çözüm olarak yabancı hakem öneriyor. Belki hakem yönetimi açısından katkı sağlayabilir ama tek başına yeterli değil. Asıl mesele, hakemlerin oyunun akmasını sağlaması ve her temasta düdük çalmaktan vazgeçmesi.
Süper Lig’de daha az düdük, daha fazla tempo anlamına gelir. Oyuncular, mücadeleye alışır, fiziksel dayanıklılık kazanır. Avrupa’da güçlü rakiplerle karşılaştıklarında da yıkılmadan ayakta kalabilirler. Bugün baktığımızda, Premier League’in en büyük farkı sadece yetenek değil, aynı zamanda fiziksel mücadeleye dayalı yüksek temposudur. Biz de oyunu hızlandırmazsak, Avrupa’da başarılı olmak hayal olur.
FENERBAHÇE, RANGERS KARŞISINDA NE YAPACAK?
Bu gerçekleri konuşurken, bugün Fenerbahçe’nin Rangers deplasmanında nasıl bir oyun sergileyeceği merak konusu. Rangers, fiziksel güce dayalı oyunu ve yüksek temposuyla tanınan bir takım. Süper Lig’de alışık olunan yavaş oyunu burada sürdürmek mümkün değil. Eğer Fenerbahçe bu tempoya uyum sağlayamazsa, sahada zor anlar yaşayabilir. Ancak, tempoya ayak uydurabilir ve fiziksel oyunda ayakta kalabilirse, Türkiye’nin Avrupa’daki makûs talihini kıran bir adım atabilir.
SONUÇ: KENDİ LİGİMİZDE TEMPO YÜKSELMEZSE AVRUPA’DA BAŞARI ZOR
Türk futbolunun Avrupa’da rekabet edebilmesi için en büyük değişim Süper Lig’de başlamalı. Hakemlerin oyunu durdurma alışkanlığı azalmalı, oyuncular fiziksel mücadeleye alışmalı ve tempo yükselmeli. Yoksa, her yıl Avrupa’ya umutla çıkıp, hayal kırıklığıyla dönmeye devam ederiz. Çünkü düşük tempolu ligde yetişen futbolcular, yüksek tempolu Avrupa sahnesinde hep bir adım geride kalacaktır.
En Çok Okunan Haberler