Hava Durumu

#Sosyal Medya

OBJEKTİF GÜNDEM - Sosyal Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BAKAN URALOĞLU DUYURDU: SOSYAL MEDYADA YENİ DÖNEM Haber

BAKAN URALOĞLU DUYURDU: SOSYAL MEDYADA YENİ DÖNEM

DEMİR YOLU VE ALTYAPI PROJELERİ HIZ KAZANIYOR Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçecek demir yolu hattı için Dünya Bankası ile yürütülen görüşmelerin olumlu sonuçlandığını ve yaklaşık 120 kilometrelik hattın kredisinin büyük oranda temin edildiğini açıkladı. İhalenin önümüzdeki aylarda yapılması bekleniyor. Ayrıca, Türkiye’nin demir yolu ağının 2028'e kadar 17 bin 500 kilometreye çıkarılacağı, nihai hedefin ise 28 bin 500 kilometre olduğu belirtildi. Süper hızlı tren projesiyle İstanbul-Ankara arası yolculuğun 80 dakikaya düşeceğini söyleyen Uraloğlu, tren setlerinin yerli üretiminin de hızla devam ettiğini ifade etti. ULAŞIMDA YENİ HATLAR, METRO VE OTOYOL YATIRIMLARI Uraloğlu, İstanbul’un 1004 kilometre metro hattına ihtiyaç duyduğunu ve bu ihtiyacın yerel yönetimlerce karşılanması gerektiğini vurguladı. Ankara-İstanbul arasında yeni bir otoyol için Sincan-Nallıhan-Beypazarı-Akyazı güzergahının belirlendiğini, bu projelerin yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirileceğini söyledi. Bakan, süper hızlı tren projesine uluslararası firmalardan büyük ilgi olduğunu da aktardı. Esenboğa ve Antalya Havalimanı’ndaki yeni pist ve kule projelerinde sona yaklaşıldığı, Antalya’da acil müdahale uçaklarına özel bir hava kampüsü kurma planının da yürürlükte olduğu bildirildi. DİJİTAL DÜZENLEMELER VE 5G GEÇİŞ PLANI Google’ın algoritma değişikliklerini yakından takip ettiklerini belirten Uraloğlu, bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile düzenleme hazırlığında olduklarını kaydetti. Sosyal medya kullanımı için yaş sınırlaması üzerinde çalışıldığını belirten Uraloğlu, 13 yaş altı bireylerin erişimine izin verilmemesi, 13-16 yaş arasındakiler içinse ebeveyn onayı şartı getirilmesi yönünde mutabakat sağlandığını duyurdu. Ayrıca, 5G teknolojisinin 2026 yılında aktif hale getirilmesinin planlandığını ve bu yılın ilk yarısında ihalenin yapılacağını açıkladı.

DAHA HIZLI ULAŞIM İÇİN SCOOTER, MOTOSİKLET İŞE YARIYOR MU? Haber

DAHA HIZLI ULAŞIM İÇİN SCOOTER, MOTOSİKLET İŞE YARIYOR MU?

YENİ DÖNEMİN ULAŞIM MODELLERİ Dünya genelinde trafik yoğunluğu ve karbon salınımı gibi sorunlarla mücadele etmek için alternatif ulaşım yöntemleri giderek daha popüler hale geliyor. Paylaşımlı scooterlar, bisikletler ve mikro mobilite araçları, şehir içi ulaşımda yenilikçi bir yaklaşım sunuyor. Ancak bu sistemlerin trafik ve çevre sorunlarına gerçekten çözüm olup olamayacağı hâlâ tartışılıyor. TRAFİK YOĞUNLUĞUNA ETKİSİ Büyük şehirlerde işe gidiş ve dönüş saatlerinde yaşanan trafik yoğunluğu, milyonlarca insanın günlük hayatını zorlaştırıyor. Araştırmalar, kısa mesafelerde alternatif ulaşım araçlarının özel araç kullanımını azalttığını gösteriyor. Ancak bu azalma, trafiği tamamen rahatlatmak için yeterli mi? Sorusu geçerliliğini yitirmedi. Örneğin, İstanbul’da yapılan bir araştırma, paylaşımlı scooter kullanımının artmasıyla işlek caddelerdeki trafik yoğunluğunda yüzde 5’lik bir düşüş sağladığını gösteriyor. Ancak uzmanlar, bu oranın genel trafik akışını belirgin şekilde rahatlatmak için yeterli olmadığını belirtiyor. Bir kullanıcı, “Evimle iş yerim arasında 2 kilometre var. Scooter ile 10 dakikada gidiyorum, arabayla ise trafikte 30 dakika harcıyordum,” diyerek bu araçların bireysel seviyede zaman kazandırdığını anlatıyor. GÜVENLİK VE ALTYAPI SORUNLARI Alternatif ulaşım araçlarının başarısı, büyük ölçüde altyapı koşullarına bağlı. Türkiye’de birçok şehirde yeterli bisiklet yolu veya scooter şeridi bulunmuyor. Bu nedenle, kullanıcılar genellikle yaya yollarında ya da araç trafiğinin içinde tehlikeli bir şekilde hareket etmek zorunda kalıyor. 2023’te Türkiye genelinde scooter kazalarının bir önceki yıla göre gözle görülür düzeyde arttığı tahmin ediliyor. Kazaların başlıca nedenleri arasında kask takmama ve trafik kurallarına uymama bulunuyor. Bir yaya, “Scooterlar kaldırımda çok hızlı gidiyor, bu durum bizim için tehlike yaratıyor,” diyerek güvenlik konusundaki endişelerini dile getiriyor. ÇEVRESEL VE EKONOMİK ETKİ Alternatif ulaşım araçları çevresel açıdan umut vadediyor. Bir scooterın karbon salınımı, bir otomobilin yaydığının yaklaşık yüzde 10’u kadar. Ancak ekonomik sürdürülebilirlik konusunda bazı soru işaretleri var. Türkiye’de faaliyet gösteren bazı paylaşımlı scooter ve bisiklet firmaları, bakım-onarım masrafları ve düşük kârlılık nedeniyle zorlanıyor. Kullanım ücretleri kısa mesafeler için uygun olsa da uzun vadede toplu taşımadan daha pahalıya gelebiliyor. Bir kullanıcı, “Kısa mesafeler için ideal, ama düzenli kullanmak istersem otobüsten daha masraflı oluyor,” diyor. SOSYAL MEDYADA ALTERNATİF ULAŞIM TARTIŞMASI Sosyal medya platformlarında, alternatif ulaşım yöntemleri sıkça tartışılıyor. Paylaşımlar genellikle kullanıcı deneyimlerine, çevresel etkilere ve pratikliğe odaklanıyor. Ancak görüşler ikiye ayrılmış durumda: Bir kesim bu araçların şehir hayatını kolaylaştırdığını savunurken, diğerleri güvenlik, altyapı ve maliyet gibi konulara dikkat çekiyor. Olumlu Görüşler Çevresel Fayda ve Sürdürülebilirlik  “Paylaşımlı scooterlarla işe gidiyorum, hem trafiğe takılmıyorum hem de karbon ayak izimi azaltıyorum. Küçük ama etkili bir adım!”  “Bisiklet yolları artarsa araba kullanmayı tamamen bırakırım. Hem çevre kazanıyor hem ben spor yapmış oluyorum.”  “Toplu taşıma ve scooter entegrasyonu harika! Metroyla merkeze gidip son kilometreyi scooterla tamamlıyorum, çok pratik.” Zaman ve Pratiklik  “Scooterla 15 dakikada iş yerindeyim, arabayla bu trafikle 40 dakikayı buluyordu. Kesinlikle hayat kurtarıcı.”  “Bisikletle şehirde dolaşmak hem hızlı hem keyifli. Park derdi yok, trafik stresi yok.” Sağlık ve Yaşam Kalitesi  “Her gün bisiklete binmeye başladığımdan beri kendimi daha enerjik hissediyorum. Hem bedava hem sağlıklı bir ulaşım şekli.”  “Yürümek ve bisiklet kullanmak beni araba bağımlılığından kurtardı. Şehirde hava da temizlense tadından yenmez!” Güvenlik Endişeleri  “Scooterlar çok tehlikeli! Geçen gün kaldırımda biri bana çarptı, ne kask vardı ne dikkat. Acilen düzenleme lazım.”  “Bisiklet yolları yetersiz, arabalarla aynı şeridi kullanıyoruz. Her an kaza olacak gibi hissediyorum.” Altyapı Eksiklikleri  “Şehirde scooter var ama park edecek yer yok, her yer darmadağın. Altyapı olmadan bu iş yürümez.”  “Bisiklet yolları ya eksik ya da arabalar tarafından işgal edilmiş. Alternatif ulaşım güzel fikir ama uygulaması berbat.” Maliyet ve Erişim Sorunları  “Scooter kiralamak kısa mesafede iyi ama düzenli kullanmak otobüsten pahalıya geliyor. Herkes için uygun değil.”  “Paylaşımlı bisikletler bazı bölgelerde hiç yok, sadece merkezi yerlerde işe yarıyor. Eşit dağıtım şart.” Kullanıcı Davranışları  “Scooterlar her yere saçılmış, yayalar için kaldırımda yürümek imkânsız hale geldi. Bu kadar sorumsuzluk olmaz.”  “Bisikletliler trafik kurallarına uymuyor, hem kendilerini hem başkalarını riske atıyorlar.” ALTERNATİF ULAŞIM GERÇEKTEN İŞE YARIYOR MU? Alternatif ulaşım araçları, kısa mesafelerde pratiklik ve çevresel fayda sağlıyor. Ancak altyapı eksiklikleri, güvenlik sorunları ve ekonomik sürdürülebilirlik gibi engeller nedeniyle büyük çapta bir trafik çözümü olma potansiyeline tam olarak ulaşamıyor. Bu sistemlerin etkili olabilmesi için şehir planlamasında daha fazla yer alması, altyapı yatırımlarıyla desteklenmesi ve kullanıcı dostu politikalarla yaygınlaştırılması gerekiyor. Aksi takdirde, bu araçlar sadece belirli bir kesim için pratik bir alternatif olarak kalacak.

YOK BÖYLE KAVGA Haber

YOK BÖYLE KAVGA

SERT TARTIŞMA Son günlerde kamuoyunda büyük yankı uyandıran tartışma, Rasim Ozan Kütahyalı ile Levent Gültekin arasında yaşanıyor.  İkilinin sosyal medyada karşılıklı suçlamalarıyla başlayan gerilim, imar yolsuzluğu ve rüşvet iddialarıyla daha da büyüdü. KÜTAHYALI: “GÜLTEKİN, YOLSUZLUKLA İMAR RUHSATI ALDI” Rasim Ozan Kütahyalı, Levent Gültekin’in İstanbul Maltepe’de bulunan Newada Residence projesinin müteahhidi olduğunu iddia etti. Kütahyalı’ya göre, Gültekin dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Maltepe Belediyesi ile yakın ilişkilerini kullanarak, bölgedeki imar sınırlarını aşan yüksek bir yapı inşa edilmesine olanak sağladı. Kütahyalı, bu süreci “açık bir imar yolsuzluğu” olarak nitelendirdi. İddialarına göre, bu proje kapsamında bazı gazetecilere uygun fiyatlarla daireler satıldı ve bu durum, Gültekin’in basın mensuplarını susturma stratejisi olarak değerlendirildi. Kütahyalı, kendisinin de bu projeden uygun fiyatla iki daire aldığını itiraf etti. Kütahyalı’nın açıklaması şu şekilde: “Ben de bu Levent Gültekin’den yani Newada Residence’den iki tane daire satın aldım. Evet, itiraf ediyorum. Çok uygun fiyata sattı bana bu Levent. Ben de aldım. Menfaatime baktım. Gerisini düşünmedim. O binanın hukuken yıkılması gerekiyordu, zaten hiç yapılamaması gerekiyordu. Baştan sona usulsüz bir yapı olduğunu bildiğim halde ben de uygun fiyatlı diye iki ev satın aldım. Ben de kabahatliyim. Levent Gültekin’in yaptığı bu kepazelikleri bilen birçok gazeteciye de Newada Residence’dan bu şekilde ev sattı. Gültekin, bu gazetecilere adeta ‘sus payı’ olarak, rüşvet kabilinden uygun fiyata sattı.” LEVENT GÜLTEKİN: “BU İFTİRALARIN BEDELİNİ HUKUK ÖNÜNDE ÖDEYECEK” Levent Gültekin, Rasim Ozan Kütahyalı’nın iddialarını “tamamen asılsız” olarak nitelendirerek kesin bir dille reddetti.  Hukuki süreç başlatacağını duyuran Gültekin, Kütahyalı’nın daire satın almak için araya bakanlar ve siyasetçiler koyduğunu öne sürdü. Gültekin’in açıklaması ise şu şekilde: “Korksaydım ya da böyle açıklarım olsaydı senin gibi sarayın soytarısı olurdum. Bu iftiranı daha önce başka müptezeller de attı, hepsini yargıda mahkûm ettirdim, sen de olacaksın. Senin gibi ruhumu satmamak için bir dönem çalışmak zorunda kaldığım holdingten iki daire almak için araya koymadığın bakan, siyasetçi kalmadı. İtiraz etmeme rağmen firma sahibi normalin altında fiyatla sana sattı. Sen yediği kaba işeyecek kadar ahlak yoksunusun.” SOSYAL MEDYADA GENİŞ YANKI UYANDIRDI Kütahyalı ve Gültekin arasındaki tartışma sosyal medyada dikkat çekti. İkiliinin paylaşımlarının altına çok sayıda yorum yapıldı. Taraflar, karşılıklı suçlamalarla gündemi meşgul ederken, kamuoyunda “imar yolsuzluğu”, “rüşvet” ve “etik dışı gazetecilik” konularında yoğun bir tartışma yaşanıyor.

KEDİLER… SEVİMLİ DOSTLAR MI, KONTROL EDİLEMEYEN BİR NÜFUS MU? Haber

KEDİLER… SEVİMLİ DOSTLAR MI, KONTROL EDİLEMEYEN BİR NÜFUS MU?

KEDİLER İSTANBUL’UN SİMGESİ Mİ, SORUN KAYNAĞI MI? İstanbul’un sokak kedileri, şehir sakinleri ve turistler tarafından büyük bir sevgiyle karşılanıyor. Pek çok mahallede gönüllüler kedilere mama sağlarken, barınma ve tedavi konusunda da destek sunuyor. Sosyal medyada sıkça paylaşılan “İstanbul kedileri” fotoğrafları, bu hayvanların şehrin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösteriyor. Ancak bazı çevreler, kontrolsüz nüfus artışının olumsuz sonuçları olabileceğini öne sürüyor. KONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI VE YARATTIĞI SORUNLAR Resmi verilere göre İstanbul’daki sokak kedilerinin sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Kısırlaştırma programlarının yetersizliği nedeniyle nüfusun hızla arttığı belirtilirken, bu durumun beslenme sıkıntıları, hastalıklar ve çevresel etkiler doğurduğu iddia ediliyor. Şehirde kazalara karışan, hastalıklarla mücadele eden ve kötü muameleye maruz kalan kediler hakkındaki görüşler de farklılık gösteriyor. KEDİ VE KÖPEKLERİN ORTAK ETKİLERİ Sokak kedileri ve köpekleri konusunda farklı bakış açıları bulunuyor. Sağlık Riskleri:     •    Köpeklerin kuduz gibi zoonotik hastalıklar taşıyabildiği bilinirken, kedilerin toksoplazmoz gibi hastalıkları yayabileceği tartışılıyor.     •    Her iki türün dışkı ve idrarının çevresel etkileri olduğu ifade ediliyor. Güvenlik Sorunları:     •    Köpeklerin sürüler halinde gezdiğinde saldırganlaşabileceği endişesi varken, kedilerin de evlere girerek rahatsızlık verebildiği belirtiliyor. Çevresel Etkiler:     •    Kedilerin kuşlar ve küçük memeliler üzerinde av baskısı oluşturabileceği, köpeklerin ise trafik kazalarına neden olabileceği konuşuluyor. KEDİ SEVERLERİN TAVRI İstanbul’daki kedi severler arasında da farklı görüşler var. Bir kesim kedilerin korunması gerektiğini savunurken, bazıları nüfus kontrolü sağlanmazsa daha fazla kedinin zor durumda kalacağını düşünüyor. Gönüllüler mama dağıtımı, tedavi ve kısırlaştırma için bağış kampanyaları düzenlerken, yerel yönetimlerin desteğinin yetersiz olduğu görüşü sıkça dile getiriliyor. Öte yandan, bazı kişiler kedi severlerin tartışmalara kapalı bir tutum sergilediğini iddia ediyor. Bir yazar, “Sokak kedilerini tartışmaya açtığım herhangi bir ortamdan sağ çıkacağımı zannetmiyorum.” diyerek bu konuda yaşanan gerilime dikkat çekiyor. EVCİL KEDİ SAYISI VE KARŞILAŞTIRMALAR Avrupa Evcil Hayvan Yemi Endüstrisi Federasyonu FEDIAF’ın 2023 raporuna göre, Türkiye’de evlerde yaşayan evcil kedi sayısı 4,7 milyonu aşmış durumda. Bu rakam yalnızca sahipli kedileri kapsıyor, sokak kedilerini içermiyor. Türkiye’de yaklaşık 24 milyon hane olduğu düşünüldüğünde, her 4-5 haneden birinde bir evcil kedi olduğu görülüyor. Karşılaştırıldığında, Almanya’da 15,2 milyon, Fransa’da 14,9 milyon evcil kedi bulunurken, ABD’de bu sayı 74,4 milyona ulaşıyor. ÇÖZÜLMESİ GEREKEN KONU: KEDİ SORUNU İstanbul’daki kediler, şehrin hem bir sembolü hem de çözülmesi gereken bir mesele olarak tartışılmaya devam ediyor. Kedilerin korunması gerektiğini savunanlar kadar, nüfus kontrolü konusunda önlem alınması gerektiğini söyleyenler de var. Toplumun ortak bir çözüm üretmesi gerektiği düşüncesi öne çıkarken, yetkililerin daha dengeli bir politika izlemesi gerektiği konuşuluyor. Sonuç olarak, konu yalnızca sevgi ya da tepki ile çözülebilecek gibi görünmüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.